"Enter"a basıp içeriğe geçin

Tepki Üzerine // On Responding

Please scroll down for English translation. 

 

Tepki Üzerine

Osman Kavala gizli bir soruşturmanın, bilinmeyen sebeplerinden ötürü gözaltına alındı, iki hafta sonunda da tutuklandı. Tutuklanma gerekçeleri, özeti bile yapılamayacak kadar mantık ve hukuk dışı.

Osman Kavala’nın Türkiye’de sivil toplumun gelişmesi için verdiği emekler, kutuplaştırmadan uzak tutumu, alçak gönüllülüğü, nezaketi ve günümüzde ender bulunacak benzer pek çok meziyeti kolayca erişilebilecek bilgiler. Gümrü’de ziyaret ettiğimiz bir seramik atölyesinde ikram edilen soğuk kahveyi yüzünü buruşturmadan içmesi, ergen bir çocuğun film projesini sabırla dinlemesi ve meşgul olmasına rağmen çat kapı ofisine gelen bir azınlık grubunu ağırlaması kısacık tanışıklığımız boyunca bizzat ve kalben tanık olduğum davranışlarından birkaçı sadece. Kendisi bilmese de onunla tanışmak beni, varoluş şeklimi kökten değiştirdi. Onu benden çok daha iyi tanıyanlar samimiyetini ve toplumun her kesiminden mağdurlar için neler yaptığını çok daha detaylı yazacaktır ve yazmalıdır da. Ama beni bu yazıyı yazmaya iten sebep başka.

Büyükada’da toplantı yapan hak savunucularının tutuklanmasıyla başlayan sürecin Osman Kavala’nın tutuklanışıyla devam etmesi, Türkiye’deki iktidarın, Batı icadı olarak gördüğü sivil toplum, düşünce özgürlüğü gibi demokratik toplum ikonlarını hedef aldığı aşikâr. Kavala’nın tutuklamasının hemen akabinde, Batı’dan, olağan kaygı mesajları ardı ardına gelmeye başladı. Avrupa Birliği Türkiye raportörü Kati Piri’nin ivedilikle yaptığı açıklamaya, Fransa Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün mesajları da eklenince, yandaş medyanın yargıya servis ettiği Kavala haberlerinde yer alan ‘ajan’ sıfatı, iktidar tarafından iyice pekiştirildi. Sonuç olarak bu tepkiler, ‘Batı tarafında bu kadar hassasiyet yaratıyorsa, o zaman ülke çıkarları açısından zararlıdır’ denklemini ne yazık ki meşrulaştırmaya yaradı.

Bu yazının cevabını benim de bilmediğim asıl sorusu şu: Batılı diplomatlar, Türk Hükümeti’nin yaptığı sembolik ‘Batılı değer’ ikonaklazmına karşı alternatif bir söylem geliştirip, içeriye ‘Erdoğan Batı karşısında dik duruyor’ mesajı olarak tercüme edilen denklemi nasıl kırabilir? Bu döngünün kırılması, Erdoğan’ın gündemi sürekli kendi edimleri ve dili üzerinden belirlemesinin önüne geçilmesi açısından da önemli görünüyor.

*

Üretilen eserle iktidara, iktidarın oluşturduğu dil üzerinden cevap verme durumunu sanat pratiği bağlamında da problemli bulmuşumdur. Gücünü cevap vermekten alan eserin, aslında muhalif olduğu tarafı meşrulaştırıp, eserin dilini de iktidarın söylemi içine hapsetme dilemmasını içinde barındırdığı kanaatindeyim. İktidar mekanizması günün birinde tarihe karıştığında, cevap olarak üretilen projenin de iktidar tarihine yapışık doğasından ötürü işlevsizleşerek, aynı yazgıyı paylaşması olası. Bu kısa süreli etki tepkilerin arzulandığı sanat pratikleri olabilir elbette. Ancak Dada gibi, iktidar dilinin sınırları dışına çıkan ve bu yüzden de yeni bir yerden söz söyleyebilen, söylerken de karşı tarafta kısa devre yaratabilen işleri şahsen daha etkin ve yıkıcı buluyorum. Willem de Kooning’in Morton Feldman’ın aktarmasından hatırladığım kadarıyla dediği gibi: ‘Politik olaylar üretimimi belirlemez, ben eserlerimle onları belirlerim.’

**

Tepkisizlik ya da yaptırımın Türkiye’deki haksız tutuklamalara alternatif bir yanıt olamayacağı açık. Gri takımlı/döpiyesli diplomatların kendi kültürlerinden çıkan bu sanatçılardan ilham alabileceklerini düşünmüyorum ama Dada gibi biraz olsun ezber bozan bir söylem kullanamazlar mı? Ancak o zaman sınırlarını karşı tarafın belirlediği döngüden sıyrılıp, Türkiye’de Osman Kavala gibi haksız yere tutuklu bulunan pek çok aydın ve gazeteci için belirleyici ve dönüştürücü bir etkiye mazhar olabilirler. Tabii esas amaçladıkları etki tepki siyasetiyle Türkiye’yi demokratikleşme zemininden iyice koparmak değilse.

 

Ekim – Kasım 2017 

İstanbul / Bolzano

 

 

 

On Responding

Osman Kavala, after being kept in detention for two weeks under the unknown charges of a confidential investigation, has subsequently been arrested. The reasons for the arrest are difficult to summarize due to their illogical and illegitimate nature.

Osman Kavala’s efforts on the improvement of civil society in Turkey, his unifying attitude against polarization, his modesty, his courtesy and many other exceptional merits are all easily accessible information about him. I personally had the chance to observe these merits of his on several occasions. One of these occasions was during our visit to a ceramic workshop in Gyumri, where he politely accepted the cold cup of coffee offered and drank it without a single grimace appearing on his face. I remember him listening to the film projects of a teenager with absolute attention and patience. Another time I witnessed him welcoming a minority group who came into his office out of the blue. He might not be particularly aware of his influence on me, nevertheless, meeting him has shaped my entire existence. Those who know him better than I do will, and should, write about his support to underdogs from all segments of society, however, my motivation behind writing this piece is a bit different.

The process which started with the arrest of the human rights advocates that were assembled in Büyükada, continued with the arrest of Osman Kavala. It was evident from these arrests that the governing bodies in Turkey were aiming to take down the social icons of democracy, like civil society and liberty of thought, which is regarded as the “inventions of the West”. Following the arrest of Kavala, expressions of worry were being voiced in the west. Kati Piri, The European Parliament’s rapporteur, joined by the French Ministry of Foreign Affairs and U.S. State Department all voiced their concerns on the matter. These expressions of concern coming from the West corroborated the conspiracy theories of the pro-government media in Turkey who refer to Kavala as “spy”. Consequently, these reactions against Kavala’s arrest led to the legitimization of the frequently-brought-up reasoning that, whatever is praised by the West, must be harmful to the interests of Turkey.  

The main question of this piece of writing, which even I do not know the answer to, is this: How could the western diplomats develop an alternative discourse to the symbolic iconoclasm carried out by the Turkish Government against the “western values” and crack the chain of reasoning which translates itself among the Turkish society as “Erdoğan resists to the West”? The annihilation of this chain of reasoning seems important for the prevention of the headline control that is enforced by Erdoğan through his language and actions.

*

In art practice, I’ve always found it problematic to react to sovereignty through means of artistic creation using the discourse constructed by the governing bodies. An artwork that derives its power from its quality as a “response” bears the hazards to legitimize its counterpart. The work that is based ‘on responding’ imprisons itself in the discourse of the opposed. When the opposed mechanism of power fades into history, the artwork that was created in response to this mechanism would lose its function and would be doomed to share the same fate, due to its subordinate nature. Certainly, there could be artistic practices where these short-term interactions of action and reaction are desired. However, I find those works which are able to step outside of the discourse of the power while baffling the opposing side, like in Dada, to be more effective and subversive. Willem de Kooning says if I remember correctly, quoted by Morton Feldman, “Politics don’t determine my work, I determine it through my works.”

**

It is clear that neither indifference nor sanction can be an alternative way of response to the unjust arrests in Turkey. I do not believe that the gray-suited diplomats can be inspired by the artists who emerge from their own culture, but can’t they at least adopt more out-of-the-box discourses like Dada?  Only then can they have a transformative effect on the future of many intellectuals and journalists who were unjustly arrested much like Osman Kavala, provided that the essential purpose of the diplomats isn’t of course, pulling Turkey away from the ground of democratization.

 

October – November 2017

Istanbul / Bolzano

Bu yazı yorumlara kapalı.